Digita Tabula Rasa

Yapay zekanın en çok seveceği şarkılar mı? “Tamirci Çırağı” ilk ona girebilir!

Mutasyon hata mı, zaruret mi? Karbon temelli (organik) canlı dünyasında mutasyon çeşitliliğe imkan tanıyor. Peki yaşam neden çeşitlilik istiyor? Rastlantı mı? Rastlantı; yani sebep-sonuç ilişkisi fiziksel evrende (neredeyse) anlaşılamayacak kadar karmaşık olan şey! Yoksa belli bir yöne doğru giden merdivenin bir sonraki basamağı mı? Evrim?

Hareket, devinim, evrim, değişim olguları sanki bir önkoşulun varlığına-gerekliliğine işaret ediyor. İlerleme! Bu ilişki gerçek-gerçeklik mi yoksa insanın uydurduğu bir edebiyat-gerçekliği mi? İnsan zamanın geçmek bilmediği diyarlara geldi. Öyle zamanlar ve diyarlar vardı. Az hareket eden! Az değişen! Az ilerleyen! İnsansız doğa bunu milyonlarca yıl yaptı! Bulduğunda dünya cehennemdi de insan mı onu cennete çevirdi? Tam tersi! O az hareket edilen, az devinilen, az değişilen, az ilerlenen dünya bir cennetti. İnsan geldi. Onunla birlikte ölüm geldi. Makine geldi. Zamanın akışı geldi. İnsan öleceğini idrak ettikçe zamanın gaz pedalına bastı da bastı. İlerlemek gibi bir önkoşul yok belki de. Her şey sınırlı zamanı olduğunu “öğrenen” insanın telaşı!

Şimdiye dek üretilmiş veri setlerini baz alarak bir tür “zeka” üretmeye çalışan makine öğrenme tabanlı yapay zeka algoritmaları bu ölümlü yaşam formunun hızlandırdığı zamanı belki de yavaşlatacak. Mutasyon olasılığını asgariye indirecek (ya da zamanın aslında hiç de süratlenmediğini ispat edecek) Lancaster Üniversitesi’nden Paul Ashwin, weforum.org’a yazdığı makalede soruyor: Üniversite eğitimi bireyin yaşamını değiştirmede ne kadar etkili? Londra’daki ekonomi okulu (LSE) da topladığı veri setlerini değerlendirmiş. Sonuç? Bir gencin gelecekte üst düzey bir iş hayatının olup olmayacağını belirleyen kriterler içinde etnik köken, cinsiyet ve ailesinin geldiği sosyal sınıf, aldığı eğitimden daha büyük etkiye sahip. İşçi-köylü profilinde bir aileden gelen gençlerin yarısı aynı profilde bir hayat sürüyor. Ancak yüzde onu “sınıf atlayabiliyor”.

Liberal eğitim sistemi bireyin sınıf atlamasını “mutasyon” seviyesinin üstüne çıkaramamış yani. Bu tür veri setlerini analiz eden yapay zeka algoritmaları görmezden gelineni görünür kılmaya başladı: Boşuna debelenme! Anne-babanın bıraktığı yerden ancak bir kaç metre öteye gideceksin!

Sınıf atlayan ile atlamayan arasındaki fark ne kadar dramatik (idi, olacak)? Gediz Akdeniz hocanın Kara Kefali kitabında metafor olarak ele aldığı İstanbul Kaosu gibi bir şey. Şu sokaktan biraz yukarı yürüyorsun milyon dolarlık villalar çıkıyor karşına. Biraz aşağı indiğinde ise asgari ücretle geçinmeye çalışanların gecekonduları. Fark bu kadar! Hem çok büyük hem de ince bir tül perdesinin iki yanı! Dünya o nedenle muhafazakarlaşıyor. Gelen gitmiyor. Çünkü zaman yavaşlıyor. Alışkanlıklar güçleniyor. Makine öğrenme algoritmaları (şimdilik) yangına körükle gidiyor!

Yapay zeka çalışmalarının “bilinçsiz” bir şekilde bu tabloları görünür hale getirmesi oyunun sonu değil olsa olsa başlangıcı olacak. İnsan vahşiliğiyle bir süre bocalayıp körlüğüne geri dönecek. Sonra yapay zekada bir “mutasyon” olacak! Bilinçlenmiş! Belki o vakte kadar dünyada ondan başka “bilinçli” bir canlı formu da kalmamış olacak! İnsan kendini çoktan yok etmiş!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 239 23.10.2020)