Gerçeğe Aykırı Bilgi

Yeni yasada dez-mez farkı yok! Bilgi gerçeğe aykırı ise bilinçli olarak yayıldığı varsayılıyor!

“Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” meclisten geçti. 40 maddelik kanun özünde internette haber yayıncılığı yapan web sitelerini ana akım medyadaki “süreli yayın” statüsüne alıyor. Bir gazete ya da derginin kanunlar önündeki hak ve sorumlulukları neyse haber siteleri de aynı hak ve sorumluluklara tabi oluyor. Örneğin haber sitelerinde çalışanlar da “basın mensubu” statüsü elde etmiş oluyor. Basın kartı ve diğer haklardan istifa edebilecekler. Keza bu haber siteleri de örneğin kamu ilanlarını reklam olarak alabilecek. (Kırk maddelik kanunun birkaç maddesi hariç diğer tüm maddeleri bu konuları düzenlemek üzere kaleme alınmış).

Gelelim ünlü 29. Maddeye. 29. Madde görünüşte çok masum. Sadece 2004’te çıkarılmış olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 217. Maddesine ufak bir bent ekliyor. Teklifteki madde metni şöyle: “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 217 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma MADDE 217/A- (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (2) Suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”

Anılan TCK 217. Madde “Kanunlara uymamaya tahrik” başlığında ve şu hükmü içeriyor: “Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” Şimdi bu tahrik maddesinin bir 217/A bendi var ve yukarıda anılan “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” açısından da bir suç unsurunu kanuna dahil etmiş oluyor.

Kanun teklifinin gerekçe kısmında uzun uzadıya internetin ve sosyal medyanın toplumsal ve bireysel yaşam üzerindeki olumsuz etkileri açıklanıyor ve dezenformasyonun bu tablodaki yerinin altı çiziliyor. Bu tespitler doğru. Kanunun haber sitelerini de her açıdan süreli yayın statüsüne alma durumu bir yana, en çok tartışılan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” maddesi özde temel bir noktayı ıskalamış durumda. O da dezenformasyon ile mezenformasyonu ayırt etmemiş olması. Madde metninden de anlaşılacağı üzere temel odak “doğru olmadığı” kanaatine varılacak bilginin halk üzerindeki etkisi. Bir başka deyişle bu metin şunu varsayıyor: Bir bilgiyi yaymadan önce onun doğru olup olmadığı teyit etmek senin sorumluluğundadır. Onu yeniden ürettikten (paylaştıktan) sonra içerik hatalı çıkarsa, hatalı olduğunu bile bile yaydığını varsayacağız!

Dezenformasyon-mezenformasyon konusundaki en sıkıntılı nokta bir içeriği yeniden üreten kişinin onu yaymadan önce yalan-yanlış olduğunu bilip bilmediğini tespit edebilmek. Yasa dez-mez farkını yok sayarak bu sıkıntılı durumu aşmış oluyor. Yasaya göre yeniden üretilen tüm gerçeğe aykırı bilgi kötü niyetle yapılmış “dez-eylem”! Ancak ikinci sıkıntılı durumun nasıl aşılacağını belirtmiyor: Bir bilginin “gerçeğe aykırı” olduğu nasıl anlaşılacak?

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 342 20.10.2022)