Kalecilik Kalksın!

Herkesin aklı endüstriyel futbolu desteklerken gönlü Maradona’nın yüzyılın golü olarak tarihe geçen pozisyonunda.

Euro 2020 bir yıl gecikmeli başladı. Pandemi sağ olsun. Bir süredir futbola uzak kalanlar değişen bazı kuralların oyun üzerindeki etkisi konusunda fikir sahibi olmayabilir. Örneğin kale vuruşu. Kale vuruşu yapıldıktan sonra topun ceza sahasından dışarı çıkması zorunluluğu kalktı. Böyle olunca kaleci (ya da bir başka oyuncu) ceza sahası içindeki bir takım arkadaşına pas vererek de topu oyuna sokabiliyor. Bu da oyunun mahalle maçına biraz daha benzemesine neden oluyor. Artık neredeyse hiçbir takım uzun kaleci vuruşuyla topu oyuna sokmayı tercih etmiyor. Bu durumda rakip takım beş-altı kişi ile pres yapıp topu ceza sahası içinde kazanmaya çalışabiliyor.

Modern futbolun inişli çıkışlı macerası devam ediyor. Nasıl ki toplumsal dönüşüm avcı-toplayıcı, feodal-tarım ve sanayi diye evrelerden oluşuyorsa, futbolun da benzer bir seyri var. 1970li, 80li yıllarda modern öncesi Avrupa futbolu feodal-tarım düzenindeyken, bizim ülkemizdeki futbol daha ziyade avcı-toplayıcı evredeydi. Avrupa’dan maç izlerken takımların sahadaki dizilişleri şiir gibi gelirdi. Türk futbolunda ise iki kaleci hariç yirmi futbolcunun neredeyse tamamı top neredeyse orada öbeklenirdi. Şiir gibi dizilen feodal Avrupa takımları bir ya da iki kişi üzerine (oyun kurucu ya da son vurucu) taktiklerini kurarken, bizde bu istisnai bir durum olarak ortaya çıkardı.

Sonra “sarı fare” Cruyff sahaya çıktı. Daha doğrusu sahadan kulübeye geçti ve dünya futbolunu kökten değiştirdi. Futbol dünyasında bu yeni modelin adı kimi zaman “endüstriyel futbol” kimi zaman “kolektif futbol” ya da “total football”. Her ne kadar tarihçesi Cruyff’un antrenörlüğünün öncesine de gidiyorsa da Cruyff modelin yaygınlaşmasını sağladı. Böylece futbol toplumu da üçüncü evresine girmiş oldu. Futbolun sanayi toplumu evresi!

Endüstriyel futbolda oyuncular “Büyük Bir”in birer parçası olarak yer alır. Koca bir makinenin, mekanizmanın, sistemin birer küçük parçası. O nedenle futbolculardan sadece kendilerine düşen kısmı mükemmel bir şekilde yerine getirmeleri beklenir. Tıpkı otomobil fabrikasında sabahtan akşama dek vida sıkan işçi gibi!

Biraz da bu sıkıcılıktan olacak, futbol giderek izleyene de oynayana da keyif vermemeye başladı. Herkesin aklı endüstriyel futbolu desteklerken gönlü Maradona’nın yüzyılın golü olarak tarihe geçen pozisyonda. Şöyle bir futbolcu çıksa… Her maçta üç beş rakibini çalıma dizip, şık bir vuruşla gol atsa… Eski güzel (feodal) maçlar!

Sahalar güzelleşti. Stadyumlar güzelleşti. Gün içinde ya da akşamları maç yapılabilir hale geldi. Teknik bilgi birikimi yükseldi. Futbolcuların fizyolojileri, kas gücü bile arttı. Ancak nedense tüm bu gelişmenin akıllarda-gönüllerde yarattığı “tortu” aynı oranda yükselmedi. Hala o eski güzel (feodal) maçları özlüyoruz!

Belki de yönetmeye geldiğinde feodal yapısını bozmamaya özen gösteren futbol dünyasının, oyunu yepyeni kurallar eklemesinin zamanı geldi. Örneğin kalecilerin ve/veya ofsaytın kaldırılması. Duran zamanların basketboldaki gibi çıkarılması. Bir yarıda gol atamayan takımın aleyhine devre bitiminde ekstra penaltı verilmesi. Özel ligler kurmaya kalkacaklarına bunları düşünseler daha iyi ederler!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 274 24.06.2021)