Madem Akıllısın…

Tornado Cash olayı! Üzümü yiyeni, bağcıyı bir kenara bırak “bağ”ı cezalandır!

Blokzinciri dünyasında geçtiğimiz ay yaşanan Tornado Cash olayı üzerinde çok boyutlu düşünmeyi gerektiriyor. Bir yanda Satoshi’nin açmış olduğu “kripto pandemi”nin nereye kadar uzanacağı diğer yanda ise “suç ehliyeti” normunun yeniden tanımlanmasının gerekip gerekmeyeceği.

Tornado Cash teknik tabiriyle bir akıllı kontrat. Ethereum blokzinciri üzerinde çalışıyor. Temel işlevi ise kriptopara gönderme işlemini “iyice” anonimleştirmek. Nasıl? Bir cüzdandaki kriptopara bir başka cüzdana “doğrudan” değil de Tornado Cash “dijital havuzu” üzerinden gönderilirse, gönderen cüzdanın kimliği anonimleşmiş oluyor. Gündelik hayattan verilebilecek örnek şu olurdu: Para göndermek isteyeceğiniz kişiye banka hesabınızdan direkt para göndermek yerine, parayı bir kuruma bağışlıyorsunuz. O kurum da parayı asıl ulaştırmak istediğiniz kişiye “yardım” olarak veriyor. Tornado Cash işte aradaki o iyiliksever kurum!

Son dönemde Kuzey Kore merkezli bir hacker kurumunun Tornado Cash modelini kullanarak, kripto paraları arkada dijital cüzdan izi bile bırakmadan oradan oraya transfer ettiğini tespit eden ABD, Tornado Cash uygulamasına yaptırım kararı aldı. Kripto dünyasına bu uygulamayı kullanırsanız sizin için kötü olur gibisinden bir mesaj verildi. Kripto dünyası da bu durumda ikiye bölündü. Bir kısmı ABD resmi makamlarıyla arasını bozmamak için yaptırıma riayet ederken bir kısmı bunun kripto dünyasının ruhuna aykırı olduğunu anımsatmakta ve ayak diretmekte.

Bu tür olaylar şu gerçeği yeniden anımsatıyor. Kripto dünyasının merkeziyetsiz yapısı ile modern dünyanın kontrolcü yapısı aslında birbiri ile tezat oluşturmakta. Şimdiye dek bu tezat görmezden gelinerek iki cambaz bir ipte oynamaya çalışıyordu. Ancak özellikle DeFi ve DAO yapılarının ortaya çıkmasıyla cambazlar birbirine değmeden ipin üstünde hareketlerini sürdüremeyecekler. İp bir yerde kopacak!

Öte yandan bu olay “suç ehliyeti” olgusunun da yeniden değerlendirmeyi gerektirecek bir boyuta doğru gidiyor. Bugün dünyada hiç kimse, silah kullanarak birisi öldürüldüğünde, o silahı üreten firmayı suçlamıyor. Kullanan suçlu bulunuyor. Tornado Cash örneğinde ise, bu akıllı kontratı kullanan hesapların ötesinde direkt uygulamaya yaptırım uygulanıyor. Yani silah üreticisine! Oysa Tornado Cash kötü amaçlar için kullanılmak üzere geliştirilmiş korsan bir uygulama değil. Örneğin Ukrayna-Rusya savaşında Ukrayna’ya kriptopara ile bağış yapmak isteyen, ancak Rusya’nın radarına girmekten de çekinen (diyelim ki Rusya topraklarında yaşayan birisi) Tornado Cash’i kullanarak sadece kimliğini değil, dijital cüzdanını da anonim hale getirebiliyordu. Artık yapamayacak!

Robotlar ve yapay zekâ bildik dijital dünyada “suç ehliyeti” olgusunu zorlarken (örneğin sürücüsüz otomobil kaza yaparsa kim suçlanacak?) Tornado Cash gibi akıllı kontratlar da sorunu kripto dünyasına taşıyor? Ortada üç tane olası “suçlu” var: Akıllı kontratı geliştiren yazılımcılar, onu kullananlar ya da akıllı kontratın kendisi! Her ne kadar bu süreçte Hollanda devleti bir kişiyi Tornado Cash’in geliştiricisi diye tutukladıysa da bir akıllı kontrat yazılımcısını tespit etmek kolay değil. Çünkü bunlar açık kaynak kodu mantığıyla geliştiriliyor. Yani ardında pek çok anonim yazılımcı var. Kullanıcı kötü niyetliyse suçlu duruma düşebilir. Peki akıllı kontratın kendisi? Eh adı üstünde denilebilir: Akıllı!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 336 08.09.2022)