Metarary

Şehrin kalbine görkemli bir kütüphane binası dikmeyeli kaç (yüz)yıl oldu?

Borges ne güzel söylemiş: “Cenneti her zaman bir kütüphane olarak hayal etmişimdir”. Onun hayali aynı zamanda cennet-cehennem olgularının mekânsal olmadığının da bir teyidi niteliğinde. Altı senede ancak bir kitap okuyanlar için kütüphane cennet lütfu mu olurdu, cehennem azabı mı?

Üretilen bilginin sonraya saklanması doğal olabilir. Ancak bunun canlının vücudunun dışında bir mecrada saklanması (mağara duvarlarından bilgisayar disklerine) pek doğal bir sıçrama gibi gözükmüyor. Bu süreçte kütüphane merkezi bir noktada kendine yer edinmiş. Bilgisayar, internet son olarak da arama motoru canavarlarının karşısında bu konumunu koruyabiliyor mu? Ya da kendisini yeniden mi konumlandırmalı?

Şehrin kalbine görkemli bir kütüphane binası dikmeyeli kaç (yüz)yıl oldu? Artık şehirlerin kalbinde değil görkemli, minicik bir kütüphaneye bile ayrılacak yer yok! O kadar değerli metrekareler kütüphane ile ziyan edilir mi hiç! Ancak yaşlı bir kişi çıkacak da vasiyet edecek…

Metaverse kütüphanecilere bir güzellik yapabilir! Kurulmakta olan sanal şehirlerin merkezlerine görkemli kütüphane binaları inşa edilebilir. Mevcut metaverse’lerde yer kalmamış olsa bile ne gam! Yepyeni bir metaverse yapılır, kütüphaneler de o metaverse’te yerini alır! Bir metaverse tek bir şehir, tek bir merkez dolayısıyla da tek bir (görkemli, sanal) kütüphaneden oluşur diye bir zorunluluk yok. Kurulacak bu metaverse bütünüyle kitaba-kütüphanelere yönelik olabilir. Dünyanın dört bir yanındaki kütüphaneler bu metaverse’te önce birer şehir kurar onun ortasına da görkemli binalarını dikerler!

Madem metaverse adı ‘meta’ ve ‘universe’ kelimelerinden türetilmiş, kurulacak bu yeni sanal alem de metaverse’in bir türevi olarak metarary olarak anılabilir; meta ve library kelimelerinden yola çıkarak. Tanıtımı da şöyle olabilir: “Metarary: Kahve sizden, kitap bizden!”

Öte yandan günümüzde kütüphane gibi güvenilir bilgi kaynaklarına gereksinim ikinci ekranlarda çıkan bilginin doğruluğunu teyit etmek için de var. Sosyal medyada paylaşılan, bir web sitesinde yayınlanan bir haber-fotoğraf-yorum tam doğru ve nesnel bir bilgi mi yoksa dezenformasyon ya da mezenformasyon mu? Tıpkı müzik piyasasının internetin ilk yıllarında liderliği internet şirketlerine kaptırması gibi kütüphaneler de bu rolü ne yazık ki bağımsız çalışan (en azından o iddiada olan) web sitelerine kaptırmış durumda. Bir bilginin doğruluğunu teyit etmek için kimin aklına bir kütüphane geliyor? Hangi kütüphane internet üzerinden böyle bir hizmet sunuyor?

Denilebilir ki elin ağzı torba değil ki büzesin. Hangi birine yetişeceksin? Doğru. Ancak kısmen. Kahya Yahya’nın tweetleri olmasa da hiç değilse tarihe geçmiş somut bilgilerin eğilip-bükülmesi bu sayede önlenebilir! Kırk senedir hizmet veren kamu tesisleri yeni inşa edilmiş gibi tanıtılmaz. En kritik anlaşmaların, peçete üzerine yazılmış gizli maddeleri olduğuna inanılmaz. Milyonların gözü önünün içine bakarak birkaç dakika ara ile birbiri ile çelişen beyanlar verilmez. Kütüphaneler buna müdahale etmediği sürece dünyanın her yerinde sıradan insanların tutulduğu bu asit yağmuru giderek şiddetini artıracaktır. 58. Kütüphane Haftası kutlu olsun!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 315 07.04.2022)