Muhteşem Gökkuşağı

Herkes aydınlandı da ne oldu? Ortalık zifiri karanlık!

22 Eylül Perşembe akşamüzeri İstanbul’da güneş ve yağmurun iş birliği ile muhteşem bir gökkuşağı oluşurken, Kadıköy İskelesi’nin üstündeki İstanbul Kitapçısı’nı dolduran kalabalık iki saat boyunca Hilmi Yavuz’un şiir yolculuğuna eşlik etti. Cenk Gündoğdu’nun moderatörlüğündeki söyleşi boyunca Hilmi Yavuz üç de şiirini okudu. Bunlardan birisi de son şiir kitabı olan Talan Şiirleri’nden “talan ve zaman” adlı kitabın açılış şiiriydi.

Hilmi Yavuz şiirde italik ile yazmış olduğu iki dizeyi neden öyle yazdığını da açıkladı. Bunlar son yıllarda ülkemizde sık sık tekrarlanıp duran ve adeta toplumsal bir analizin izlerini taşıyan sözler. Birincisi “böyle bir şey olabilir mi?” diğeri de “yapılacak bir şey yok”. “(…) her şey ayaklar altında: / kalbim, paspas / hüzün, itibardan düştü…/ böyle bir şey olabilir mi?/ diyor, herkes… / -olamaz! (…) gelgelelim, şimdi artık / yapılacak bir şey yok! / diye tekrarlanan / söylemlere / bulaştı her şey, yaz / günleri ayaklar altında… / -evet! (…)”

Bu italik dizelerin simgelediği öfke ve umutsuzluk sadece bizim toplumumuza özgü haller değildir. Aydınlanma’dan beri süregelen bir devinim söz konusu. İki dünya savaşının iyice yorup iğdiş edilebilir hale getirdiği batı toplumu Vietnam ile başlayan bir dizi halkanın oluşturduğu zincir sonucunda bugün post-truth denilen bir evreye ulaştı. Gerçeğin değersizleştirildiği bu evrede kitleler şaşkınlıkla değil, öfke ile feryat ediyor: Böyle bir şey olabilir mi? Örneğin iklim sorunu görmezden gelinebilir mi? Sahte delillerle bir ülke işgal edilebilir mi? İnsan sağlığını göz ardı eden düzenlemeler yapılabilir mi? Göçmen sorunu, pandemi, çocuk istismarı, ötekileştirme, nefret söylemi… Liste çok uzun!

On yıllardır topluma yön verenlerin kim olduğundan bağımsız, sorunlarına bir çözüm üretilemediğini gören kitleler doğrudan ya da dolaylı yollarla, ama zorla, şu hale getirildi: Yapılacak bir şey yok! Dolar bu düzeye geldi; yapılacak bir şey yok! Eğitim sistemi bu hale geldi; yapılacak bir şey yok! Dünya giderek ısınıyor; yapılacak bir şey yok! Sevgi, saygı kalmadı; yapılacak bir şey yok! Fiyatlar el yakıyor; yapılacak bir şey yok! Her gün kadınlar öldürülüyor; yapılacak bir şey yok!

Toplum güya nesnel gerçekler ile aydınlatılacak ve aydınlanan birey de refah düzeyi yüksek, maddi-manevi sömürüden uzak, mutlu bir hayat yaşayacaktı. Oysa görüldü ki değişim sadece başroldeki oyuncularda yaşandı. Senaryo batıda da doğu da aynı. Gerçekliğin ötesine geçmek bünyesinde kısmen bezginlik kısmen de fırsatçılık barındırır. Öyle bir yaşam ki kitleler artık gerçekleri gönüllü olarak görmek istememektedir! O nedenle örneğin “dünya düzdür” dendiğinde, eskisi gibi bu doğru değildir demek tek seçenek olmaktan çıkmıştır. Çünkü artık post-truth bir alternatif daha var. Doğrudur de ve bundan istifade et(meye bak)!

Son bir söz de “irtibat ofisleri”ne! Birbiri ile sebep-sonuç ilişkisi teşkil etmeyen şeyleri metafizik boyutu da devreye katarak zorla irtibatlandıranlar acaba geçen Perşembe günü neredeyse tüm İstanbul’u kaplayan o muhteşem gökkuşağı ile yürüyüş yapmalarına izin verilmeyen-verilen gruplar arasında da bir irtibat kuracaklar mı? İşlerine gelmediği için kurmayacaklardır!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 339 29.09.2022)