Ultra Çeviklik

Geribildirim, sibernetik, çeviklik, DAO. Boş! Benden geriye benden sonrası kalır!

Yazılım geliştirme ve proje yönetimi çevrelerinde son dönemin popüler kavramlarından birisi de “çeviklik” (agility). Görünürde varolmayan “internet zamanı” olgusunun ortaya çıkardığı bir sonuç. Internet nokta.com balonu (dot.com bubble) döneminden beri sürekli yenilikler talep eden, yeniliklere doymayan bir tabana sahip. O taban yirmi beş sene sonra bugün beş milyar düzeyine ulaşmış durumda. Ve talepkâr ruh halinden bir şey kaybetmişe benzemiyor.

Bu döngü internet üzerinden bir ürün-hizmet sunacak olanları sürekli daha hızlı hareket etmeye zorladı. Internet zamanı, işleri bildik zamana göre dört misli daha hızlı yapmayı gerektiriyor. Bu dalga önce küçük “start-up” denilen teknoloji firmalarına özgülendi. Kurumsallaşmış büyükler gülüp geçmekle yetindi. O start-up firmalar büyüyüp de pastadan can acıtıcı paylar almaya, kendi pastalarını oluşturmaya başlayınca dudak bükülen o iş yapış şekillerine daha dikkatle bakmaya başlandı. Kurumsallaşmış yapı tanım gereği her şeyi belli bir ciddiyetle ele almak ister. Internet zamanına da bir isim bulundu ve metodolojinin içine dahil edildi: Çeviklik!

Çeviklik ile geribildirim mekanizması arasındaki ilişki bu tabloya bambaşka bir açıdan bakmayı gerektirebilir. O açıdan bakınca hem eski dost sibernetik hem de yeni dost dijital ikiz belirmeye başlıyor. Gerek mevcut çeviklik kavramında gerekse de sibernetikte geri bildirim mekanizması daha ziyade “asenkron” olarak yer almakta. Yani bir şey çalışsın, çalışırken geri bildirim üretsin, o geri bildirimi o şeyin dışında bir mekanizma (örneğin mühendisler, yazılımcılar vd.) değerlendirsin, ona göre o çalışan şeyin yeni bir versiyonunu-modeli üretsin. Dijital ikiz geri bildirim mekanizmasını çalışan şey ile senkron etme sürecinde bir ileri adım olarak ortaya çıkıyor. Çalışan şeyin dijital bir muadili vardır ve fiziksel ortamda çalıştığı her an sahip olduğu sensörler sayesinde kritik süreçleriyle-parçalarıyla ilgili son durum tespit edilip bu dijital ikize gönderilir. Dijital ikiz anlık olarak fizikselin güncel halidir. Dijital ikiz üzerinden yapılacak değerlendirmelere göre fiziksel ikize müdahale edilebilir. Bir cıvata ya da program kodu değiştirilebilir. Ancak burada da çeviklik tespit sürecinde kalmakta, “eniyileme” süreci yine dışarıdan asenkron müdahaleyi gerektirmektedir.

Oysa ideal yapıda sadece geribildirimin tespiti değil, o geribildirime göre “gereğinin yapılması” süreci de “çalışan şey”in içine gömülü olmalıdır ve dışarıdan müdahaleye gerek duymadan o çalışan şey gerekli düzeltici aksiyonları kendi kendine yapabilmelidir. Buna bir isim bulmak gerekirse belki de “ultra çeviklik” denilebilir.

Web3 dünyasındaki DAO (decentralized autonomous organization – merkezsiz otonom organizasyon) böyle bir yapı. Ancak burada da ne tür bir geribildirim ürettiğinde ne yapacağının kendisine verili (a priori) olması gerekmektedir. Ultra çevikliğin işaret ettiği şey belki de DAO 2.0 olacak. DAO 2.0 düzeyindeki bir DAO’yu insan değil 1.0 yapısındaki bir başka DAO üretecek. Dışarıdan bir müdahale olmadan kendi kendine yeten bir DAO. Canlılar “üreme” denilen şey ile yüzyıllardır bunu zaten yapmaktadır mı dediniz? Haklısınız! Gel de şimdi evrenin bir simülasyon olmadığını kabul et! Gücü eline alan (sonrası için) kendini kopyalamak istiyor! Oysa işin şaircesi çok naif: “Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır/Asıl bu kalır” (E. Cansever). Vesselam!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 349 08.12.2022)