Dijital Lider
Gerçeğin peşinden yılmadan koşan bireyler mi, yalan bilmeyen liderler mi?
Bir konuda haklı olmak kişiye o konu açısından dilediğini söyleme ya da yapma hakkı ile aynı anlama mı gelir? Kişi o konu hakkında ne söylerse ne eylerse eylesin, madem haklı, eleştirilemez, kınanamaz, suçlanamaz (ve cezalandırılamaz). Mı?
İlk tuzak “haklı olma” haliyle ilgili. Toplumsal yaşamda kişinin haklı olduğunu teyit etme merci neresi? Birey açısından kişinin kendisi. Toplum açısından ise hak-hukuk-adalet. Kişi kendisini herhangi bir konuda haklı buluyorsa o konuyla ilgili açıyor ağzını yumuyor gözünü. Sosyal medya sağ olsun bunu yapabilmesi için pahalı medya araçlarına da gerek yok! Dijitalleşmenin getirdiği bu kolaylaştırıcılık ne yazık ki sadece dijital mecra ile sınırlı da kalmıyor. Aynı anlayış fiziksel yaşamda da bireyi yönlendiriyor. Sokaklar haklı yargıçlarla dolu!
Kişinin kendini haklı görmesi çoğu zaman zorlama bir değerlendirme oluyor. Nedeni basit. Kişi çoğunlukla kendisi söz konusu olduğunda nesnel düşünemiyor, değerlendiremiyor. Ama ile başlayan savunma tümceleri milyonda bir haklılık imkanı bulunan senaryolarda bile kişinin egosunu kontrol altına alabiliyor. Ama o da bana yan baktı!
Bireyi kendisinin yargıcı haline getiren şeyler ise çoğunlukla kendisinin dışında. Çevre, kamusal alandaki yaşama saygı, hızlı-verimli çalışan bir hukuk sistemi. Birey kendisini sadece kendisini düşünen insanlarla çevrili bir yaşam alanında bulduğunda ister istemez benzer davranış özellikleri sergilemeye başlıyor. Tek aptal ben miyim? Kamusal alanda nasıl yaşanması-nasıl davranılması gerektiğini bilmeyenler kamusal alanın standartlarını aşağı çekiyor. Fizikselde başlayan bu eğilim dijitale de sıçramış durumda. Sosyal medya bireyi değil ‘vahşi batı’ anlayışına ta medeniyetten nasibini almamış vahşi çağlara geri götürdü-götürüyor. Sosyal medyada sabahtan akşama dek kendi haklılığını bas bas bağıranlar sokağa çıktığında elbette sudan sebeplerle çevresine zarar verebiliyor. İster görmemesi gereken bir sahneyi gören çocuk olsun, ister polis memuru; fark etmiyor! Gerekirse canını bile alıyorlar!
Dijitalleşme, önceki toplumsal gelişmelerde de olduğu üzere, hazır olmayan birey ya da toplum için faydadan çok zarar veriyor. Onsuz dertler yetmiyormuş gibi bir de onunla birlikte yeni dertler musallat oluyor! Türk halkı örneğin! Daha televizyon ile derdini çözemeden bilgisayara, internete, cep telefonuna, sosyal medyaya maruz kaldı. Yalan-yanlış bilgi bataklığında boğuluyor. Ki bunlar yazılı-görsel-işitsel malzeme düzeyinde. Yarın metaverse, üç boyutlu internet yaygınlaştığında dezenformasyon malzeme olmaktan-gerçekliği gölgeleyen bir parça olmaktan çıkacak. Gerçeğin ta kendisi olacak!
Bugün siyasi ya da dini sebeplerle lideri olarak benimsediği bireyin hatalarını görmezden gelme konusunda beceri geliştirmiş bireyleri gelecekte hiç kimse o liderlerin yalan-yanlış bir şey söylediğine-eylediğine ikna edemeyecek!
Bu kapsamda belki de Japonya en hayırlısını yapıyor. Onlar nasıl ki Toplum 5.0 modeli ile bireyleri dijital-akıllı hale getirmek (dijital okuryazarlıklarını geliştirmek) yerine dijitali bireyleri anlayacak hale getirmeye karar verdilerse belki de dünya toplumları bireylerini daima gerçekleri-doğruları savunan liderlerin peşinden gidecek muhakeme yeteneklerine sahip olacak şekilde eğitmek-geliştirmek yerine daima gerçekleri-doğruları savunan dijital liderler geliştirmeyi tercih etmeli. Yapay zeka şirketlerinin AGI-AGI diye tutturdukları yapay genel zeka belki de bu amaca hizmet edecek bir imkan olacak! O zaman geriye şu soru kalacak: İnsan yapay zekayı yoldan çıkarabilir mi? Başkanım şuraya bir imza at, yüz senelik elektrik tüketimin ücretsiz!
Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 441 03.10.2024)