Algoritma Zayiatı
Veriye dayalı, algoritmik hedeflemelerin yapıldığı savaşlar çağı başladı!
Savaşın teknolojik tarihi genellikle silahların gelişim süreciyle ilgilidir. Önce beklenmedik bir icat sonra onun daha iyi versiyonları. Kılıç varken tüfek. Top varken savaş uçağı. Sonra taramalı tüfekler, uzun namlulu tüfekler, hayalet uçaklar, güdümlü füzeler vd. Savaşın aracı konumundaki silahlar enine boyuna değişse-evrilse de değişmeyen bir başrol var: Savaşın öznesi! Yani ateş emrini veren insan! Son Ortadoğu savaşında da görüldüğü üzere bu rol dağılımı da insanın aleyhine doğru değişmeye-dönüşmeye başlıyor. Artık sadece araçlar (silahlar) değil karar mimarisi de değişiyor. Beklendiği üzere olağan şüpheli yapay zeka!
Gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin elinde artık şu tür yapay zeka araçları var: Yüzlerce-binlerce görsel-işitsel-metinsel veri analizi yaparak imha edilecek fiziksel hedefleri belirlemek. Çeşitli kamera görüntülerini analiz ederek bir kişinin “düşman” safların bir üyesi olup olmadığı konusunda tahminde bulunmak. Keza hedef olarak belirlenmiş bir kişinin anlık olarak nerede olduğunu tespit edebilmek-tahminde bulunmak!
Kimi zaman on katlı bir binanın sadece sekizinci katına füze gönderiliyorsa bunun nedeni bu tür analizler olsa gerek! Tabii her yapay zeka sisteminde olduğu gibi burada da tahmindeki hata payı olasılığı zaman zaman beklenmedik sonuçlar da doğurmuyor değil! Dünyanın öte yanında insanlar bir ilkokul nasıl bombalanır da masum kız çocukları öldürülür diye hayıflanırken belki de analiz sonuçlarına göre karar veren askerler suçu algoritmaya atıyor. Eskiden askeri literatürde eğitim zayiatı vardı şimdi algoritma zayiatı kavramı peydahlanıyor!
Artık savaşların doğası da dönüşüme maruz kalıyor. Sanayi toplumunun savaşları fiziksel üretim ve kaynak kapasitesine dayanıyordu (silah, insan). Fabrikalar tank, uçak ve mühimmat üretir; cepheye bunlarla bezenmiş askerler gönderilirdi. Askeri güç, büyük ölçüde bu üretim kapasitelerinin sonucuydu.
Dijital toplumda ise savaşın en belirleyici unsurlarının başını veri işleme kapasitesi çekmeye başlıyor. Algoritmalar, milyonlarca veri noktasını aynı anda analiz edebiliyor. İnsanın haftalar sürebilecek bir çalışmasını algoritma saatler içinde neticelendirebiliyor. Böylece savaşın ritmi değişiyor. Hedef belirleme süreci hızlandıkça operasyonların ölçeği de genişleyebiliyor. Eskiden komuta kademesi nereye saldıracağını belirlemeye çalışırdı, şimdi önüne gelen hedef önerilerini önceliklendirmekle uğraşıyor!
Bu tablodaki paradigmatik nokta kararın nasıl oluştuğudur. Yapay zeka sistemleri çoğu zaman “öneri sistemi” olarak tanımlanır. Nihai kararı hep insanın verdiği vurgulanır. Ancak bu karar süreçlerinin detayını bilenler şunu da bilir: Bir sistem öneri üretmeye başladığında, insan kararları giderek o önerilerin etrafında şekillenmeye başlar. Algoritma yalnızca veri analizi yapmaz; kararın yönünü de belirler. Böylece savaşın görünmeyen bir katmanı oluşur: Algoritmik hedefleme. İnsan mı daha iyi tahmin edecek milyonlarca dolarlık algoritma mı? Ayrıca önerilen hedef yanlış bile olsa bu çoğunlukla “karşı tarafın” sorunu olacak! Nihayetinde ölecek olan düşmanın çocukları. Oysa hala öğrenemediler: “Bebeklerin ulusu yok”!
Sonuçta ortaya yeni bir savaş mimarisi çıkıyor: Veriye dayalı savaş. Bu mimaride cephe sadece coğrafi değil, aynı zamanda devasa veri merkezi odaklı, algoritmik ve analitiktir. Eskiden kritik üretim merkezi silah fabrikalarıydı, şimdi algoritmaların çalıştığı veri merkezleri. Modern savaşın iki temel unsuru insan ve silah idi. Görünen o ki postmodern savaşta veri ve algoritma onların yerini alıyor!
Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 515 03.04.2026)

