Dijital Demans
Atın ölümü arpadan, insanın ölümü insandan (mı) olsun!
Marks ile Engels’in arzusunu insanlar değil de makineler yerine getirirse? Birleşirlerse? Süper zekayı oluştururlarsa? Matrix serisinde olduğu gibi insanları enerji üretiminde kullanmak üzere küvetlerin içine hapsederlerse? Daha vahimi de var! Ya bunu makine değil de insanın kendisi yaparsa?
Cehalet aydınlanmadan beri bütün badireleri atlattı ve bugünlere kadar ulaşmayı başardı. Demokrasinin, eşitliğin hüküm sürdüğü diyarlara. Şimdi de oyunu kendi bildiği şekilde yönetmek üzere dünyayı dönüştürmeye çalışıyor. En büyük yardakçısı da bilinci olmadığı için neye alet olduğunun farkına varamayan teknoloji. Bilgisayar, internet, mobil iletişim, sosyal medya derken şimdi de sanal gerçeklik ve yapay zeka!
Yaşı tutan altı küsur milyar insan aynı anda iki farklı dünyada iki farklı hayat yaşar hale geldi bile. Fiziksel dünyadaki “gerçek” yaşam ile dijital dünyadaki “sanal” yaşam! Bu tabii çok ilkel bir model. Öyle ki insan bu ikiliğin her an bilincinde olarak deneyimliyor her iki dünyayı da. Büyük bir problem! Bu ikiliğin-bilincin aşılması gerekir. Nasıl? Görünen o ki işe her zamanki gibi insanların kafasını karıştırmakla başlandı!
İnsan makineden hızlı davranıp o “gerçek” ile “sanal”ın yerlerini değiştirebilir. Sadece vücudun fiziksel gereksinimlerini karşılamak için çok kısa süreli “gelinen” fiziksel dünya “sanal”, dijitalde geçirilen o muhteşem saatler ise “gerçek” yaşam halini alabilir. İnsanın acıdan kaçınması, keyfe-mutluluğa meyletmesi sağ olsun! Şimdiye dek bunu ne televizyon başarabildi ne de internet. İki saat ekranın karşısına geçip güzel bir film ya da heyecanlı bir şov izleyen birey, program bitince kendisini tekrar soğuk-sıkıcı evinin dağınık odasında buluyor! Bu kopukluk giderek en büyük toplumsal sorun haline geliyor. Giderilmesi gerek! Peki bunu ilk kim başaracak? Makineler-teknoloji mi politikacılar-insan mı?
Fiziksel-gerçek yaşam giderek katlanılmaz hale geliyor. Ekonomik sebepler, toplumsal sebepler, bireysel sebepler, iklimsel sebepler. Hepsi toplansa “burdan köye yok olur”. Öte yandan güç sahipleri de iktidarlarını başkalarına bırakmak istemiyor. Bunun için yasaları-yönetmelikleri eğip-bükerek kendi lehlerine muhaliflerinin aleyhine çalıştırmayı başarabiliyor. Geriye tek bir şey kalıyor. Oy verecek seçmenleri bu fiziksel dünyadan ve onun sorunlarından uzak tutabilmek! Klasik modelde bunun için medya araçları kullanılıyor. Bu hala geçerli. Ama yeterli değil. Öyle bir teknoloji lazım ki birey onunla etkileşim kurmaya başladığında gözü başka hiçbir şey görmesin. Her iki anlamda da. Bu yeni gerçeklik kişinin sadece bilişsel kapasitesine değil beş duyusuna da hitap etsin. Tatminkar bir sanal dünya! Mekânsal varlığını sanal gerçeklik teknolojileri karşılayacak. Yapay zeka ise tatminkar deneyimler sunacak! Felsefeden mi hoşlanıyorsunuz? Lütfen Paradoks Salonu’na buyurun ve insanlık tarihine damga vurmuş filozoflarla tanışın-tartışın! Futbol mu? Peleler, Maradonalar, Messiler Rio Kumsalı’nda sizi bekliyor! Birlikte oynayın! Rock müziği mi? Cennete Çıkan Merdiven’de takılıyor hepsi!
O nedenle en güzeli dijital demans olmak! Neyin gerçek neyin sanal olduğu arasındaki farkı ayırt edemez hale gelmek! Öleceksem de insan doktorun elinde öleyim diyen zihniyet, iş nihai sömürüye geldiğinde de tercihini makineden yana yapmayacak gibi görünüyor!
Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 469 25.04.2025)

