Yapay Pamuk İpliği

İnsanlık darbeyi yapay zekadan beklerken, hayata yapay bir pamuk ipliği ile bağlı olduğunun ne kadar farkında? (Özrü yok: Sezer Bağcan durumu “Otel”de 40 sene önce tespit etmişti!)

Eskiden medeniyet demek yeterli olurdu. Ancak şimdi insan medeniyeti ya da insanlığın kurduğu medeniyet diye ifade etmek gerekiyor. İşte o global medeniyet bir gün yıkılırsa bunun sebebi gerçekten de yapay zekâ mı olacak? Yoksa insanın kendisi mi?

İnsan(lar) bir başka grup insanın kurduğu bir medeniyeti yıkabilir belki ama topyekûn insanlık medeniyetini nasıl olur da yıkar? Hem bu mantıken de mümkün olamaz. Çünkü yıkacak olan insan olursa yıktığının yerine de iyi kötü yeni bir medeniyet kuracaktır. Kuracağı medeniyet de yine insanlık medeniyetinin yeni evresi olmanın ötesine geçmez! Yoksa geçebilir mi?

Yapay zekâ insanı geçecek seviyeye ulaştıktan sonra insanlık medeniyetini yıkmaya ya da en azından onu içindekilerle birlikte kontrol altına almaya karar verirse bu artık insanlık medeniyeti olarak adlandırılamayacak bir evre anlamına gelecektir. Yapay zekâ medeniyeti? Ya da artık yapay zekanın kendisi ona ne isim vermeyi uygun bulacaksa: “Hakiki medeniyet”? “DGC”? Belki de yapay zekâ hiçbir zaman o aşamaya ulaşamayacak ve bu korkunç dönüşüm gerçekleşmeyecektir!

Ancak yapay zekayı yetiştirme sürecindeki küçük bir defo tüm tabloyu değiştirebilir. Yapay zekayı arzu edilenden daha agresif hale getirebilir. Hiç aklında yokken, insanlık medeniyetini yıkacak aksiyonlar-kararlar almasını sağlayabilir.

O küçük defo yapay zekanın eğitiminde kullanılan veri kümelerinin ayıklanma, temizlenme süreci. Bu süreç şu an bütünüyle “insan eliyle” yapılıyor. Bir metindeki meyve adlarını etiketleme gibi, bir görüntüdeki nesnelerden hangisinin insan, hangisinin ağaç vb. olduğunu işaretleme gibi en vasıfsız insan gücünün bile yapabileceği türden bir iş. O nedenle de bu işi yapay zekâ devi şirketler için taşeronluk hizmeti veren firmalar, dünyanın en ucuz iş gücü neredeyse oralarda yaptırıyorlar. Örneğin Filipinlerde, örneğin Afrika ülkelerinde.

İnsancıkların bu işi asgari ücretin bile altında bedellerle yapmak zorunda bırakılmaları yetmezmiş gibi hak ettikleri ücretlerini alırken bile zorluklara maruz bırakılıyor. Üç kuruş maaşını alamayanlar var! Haklarını arayacak bir merci ise yok!

Milyonluk elmasların işçi kanıyla lekelenmiş madenlerden çıkarılması gibi. Çocuk işçilerin kakao ağaçlarında çalıştırılması gibi. Gelenek devam ediyor. Şimdi de sıra yapay zekâ veri kümelerini insanlık-dışı şartlarda işçi çalıştırarak hazırlamaya-temizlemeye gelmiş.

Peki bu garibanlar bir gün organize olur da yapay zekayı yanıltmaya karar verirse? Örneğin otonom araçlarda kullanılmak üzere hazırlanan veri kümelerini temizlerken ağaçları insan, insanları da ağaç dalı olarak işaretlerse? Bu veri kümeleriyle eğitilen sürücüsüz araçlar yolda karşıdan karşıya geçen yayalara çarpmaktan kaçınmak yerine onları ezip geçmeye başlarsa?

Yapay zekâ özbilinç sahibi olabilir mi tartışması kadar önemli bir konu daha var: Ya fakirlik içinde boğulmakta olan bu insancıklar (yapay zekadan önce) özbilinç sahibi olursa! Ya gün gelir de zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını idrak ederlerse! Hem artık bütün coğrafyalardaki benzerleriyle birleşmelerine de gerek yok! Sadece belli etmeden yeter sayıda ağacı insan, insanı ağaç dalı diye işaretlesin. Sonrası devrim!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 390 28.09.2023)

Popüler Etiketler