Dijital Marifet Devri

Marifet, hakikati paylaşmaktır!

Hakikate ulaştıktan sonra ne yapılır? Elbette çeşitli olasılıklar var. Bunlardan bazıları farklı isimlerle anılsa da benzer bir şeye işaret etmekte: Hakikati ötekilerle, ona ulaşmamış olanlarla paylaşmak!

Doğaldır ki kişinin ulaştığı şeyin “hakikat” olup olmadığı tartışma konusu yapılabilecek bir olgu çünkü “mutlak hakikat”in ne olduğu-nasıl olduğu konusunda ortak bir dil oluşturmak olası değil. Ancak hakikat derken “mutlak hakikat” değil de belki de onun herhangi bir alt kümesine odaklanılırsa işler kolaylaşır. O zaman yıllarını verip herhangi bir konuda uzman olmuş bir kişinin deneyimlerini ardından gelen tecrübesizlerle paylaşması bu çerçevede bir örnek olarak sunulabilir.

Örneğin Japonya’da emeklilik yaşı gelmiş kıdemli çalışanlar, kendileri istemediği sürece emekli edilmemekte ancak gündelik iş yükleri oldukça hafifletilerek çalışmaya devam edebilmekte. Hem de aylık ücretlerinde herhangi bir kısıntıya gidilmeden. Böylece bu çalışanlar kurumdaki genç yeteneklere yaşamış oldukları deneyimleri aktaran birer danışman pozisyonuna geçmekte. Bu modelin çeşitli avantajları var: Hayatının en verimli yıllarını kurumda yoğun olarak çalışmaya adamış bu kişilere yaşlılık yıllarında gösterilen bir vefa. Bu vefanın kurumda çalışan gençler üzerindeki olumlu psikolojik etkisi (“başka kuruma gitmek yerine ben de burada çalışırsam, yaşlılığımda ben de bu şekilde itibar göreceğim”). Ayrıca “kurum hafızası” erozyonunun asgariye indirilmesi (“geçmişte yapılan bir hatanın tekrar etmesinin engellenmesi”, “bir işin en verimli şekilde nasıl yapılabileceği” vb.). Her ne kadar bunun kurumların personel giderleri üzerinde olumsuz(!) bir etkisinden bahsedilse de örneğin kriz dönemlerinde Japon firmalarının batılı muadillerine kıyasla çok daha hızlı şekilde toparlanmalarının gerisinde yatan unsurlardan birisinin de bu çalışma modeli olduğu tespit edilmiş durumda.

Peki böyle olmazsa ne olur? Daha da vahimi günümüzün bilgiye-deneyime değer verilmediği, dezenformasyon-mezenformasyon ikilisinin zirve yaptığı, ana akım ve sosyal medya mecralarında önüne gelenin ağzına geleni “doğrusu budur” diye kolayca sunabildiği kaotik ortamda? Öncelikle genç ve tecrübesiz bireyler bu içerikler içinde en popüler, en çok öne çıkanların yörüngesine girip, bunları gerçek-doğru olarak algılama riskiyle karşı karşıya kalmakta. Dinini bilmeyen birey, bu konuda otorite görünümündeki birilerinin safsatalarını mutlak doğru olarak kabul etmek zorunda bırakılabilir. İş deneyimi olmayan birisi kendisine danışman-mentor vb. diyen birilerinin yönlendirmelerine maruz kalabilir vb.

Dünyanın içinden geçmekte olduğu bu ikinci cehalet döneminde kendi uzmanlık alanlarında “hakikate ulaşmış” bir başka deyişle kayda değer bir bilgi ve deneyim sahibi olmuş bireylerin üstüne düşen bir görev var. Bu deneyimi yetişmekte olan, kafası karışık genç kuşaklara dolaysız yollardan aktarabilmek! Hangi meslekten olursa olsun! Bu süreç de kendi bünyesinde riskler içermekte. “Organik sebze-meyve” sürecinde yaşanmakta olan türden. Gerçek organik ürünlerin yanı sıra organik olmadığı halde organik diye piyasaya sürülenler var. Benzer şekilde ben şu konunun uzmanıyım diye boy gösterecek sahtekarlar da olacaktır. Ancak internet bu tür sahtekarların foyasını kolayca ortaya çıkarır. Yeter ki neyi nerede araştırmak gerektiği bilinsin! Hakikat kapısına ulaşanların yolculuğu orada bitmez, marifet kapısına ulaşmaları gerekir. Marifet, hakikati paylaşmaktır!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 504 02.01.2026)

Popüler Etiketler