Artırılmış Sonsuzluk

Dostoyevski yazmaya, Mozart bestelemeye devam etseydi nasıl olurdu? Öldükten sonra da!

Artırılmış gerçeklik (augmented reality) kavramını duymayan kalmadı da, bu artırılmış sonsuzluk ne oluyor? İpucu: Fanus içinde kafa! Önce basit bir tespit. Amaç bir tür ölümsüzlüğe ulaşmak. Birileri bunun için insan vücudunun tamamını canlı tutmaya çalışırken (“anti-aging”) daha azınlıkta olan başka birileri insanın en değerli organına odaklanmış durumda: Beyin!

Modeli oluşturan teknoloji ögeleri son dönemin en popüler ikilisi: Yapay zeka (makine öğrenme) ve büyük veri. Bir insanın hayatı boyunca deneyimledikleri içinden dijital ayak izi bıraktıklarının bir yerde depolandığını varsayın. Bu büyük veri üzerinde çalışan bir yapay zeka yazılımı olsun. Amacı ise bu veriyi kullanarak o insanın “nasıl biri” olduğunu belirlemek. Öyle ki bu diyardan karbonik olarak gittikten sonra bile dijital olarak varlığını sürdürebilsin. Bir şey sorulduğunda “O imiş gibi” cevap versin. Günlük gelişmelerle etkileşim içinde olmaya devam etsin.

Nasıl olurdu acaba? Mahatma Gandhi böyle bir dönemde yaşamış ve deneyimlerini dijital olarak geride bırakmış olsaydı. O yapay zeka yazılımı bunlardan istifade ederek dijital Gandhi oluşturabilseydi. O zaman bilgisayar ekranındaki dijital Gandhi’ye bugünün Hindistan’ı hakkında sorular sorabilir, onun değerlendirmelerini öğrenebilirdik. Bu örnekteki özel isimleri bildiğiniz başka mantıklı isimlerle değiştirebilirsiniz. Bu bir politikacı da olabilir, sporcu da, bir aile üyesi de. Dostoyevski yazmaya, Mozart bestelemeye devam etseydi nasıl olurdu? Öldükten sonra da!

Bu macerada tabii ki en büyük eksik, elde sağlıklı analiz yapmaya yetecek kadar büyük verisi olan birisinin henüz var olmaması. Yaşlılar (pardon; dijital göçmenler) “Dijital vardı da biz mi iz bırakmadık!” diyecekler. Dijital yerliler ise iz bırakmanın daha başında. En az elli yıllık bir yaşamın dijital verisine gereksinim var.

Bu konu üzerinde çalışan araştırmacılar bu geçiş dönemi için de bir “ürün” bulmuş görünüyor. Ödünç alınan dijital kimlikler! Diyelim ki yeni tanıştığınız birisini ne kadar romantik olduğunuzu göstererek etkilemek istiyorsunuz. Romantik bir kişinin dijital kimliğini bir kaç saatliğine kiralayın, olsun bitsin. Bu sayede o dijital kişinin sahip olduğu tüm deneyime erişme imkanınız olacak. Yeri geldiğinde hangi şiirden iki dize patlatmanız gerektiği, tam da o anda, “aklınıza gelecek”.

Kiralanan dijital “retro” kimlik olgusu gelecekte pek çok alanda kullanılabilir. Diyelim ki demonte vaziyette bir mobilya aldınız. Artık paketin içinden çıkacak kılavuzla cebelleşmeye son. Firma size bir süreliğine o mobilyayı gözü kapalı monte etmesini bilen bir dijital kimliğe ücretsiz erişme imkanı sağlayacak. Gerçekte hayatınızda ilk defa monte etmekte olduğunuz mobilyayı sanki ellinci seferdir monte ediyormuş kolaylığı ile kısa sürede kullanılabilir hale getirebilirsiniz.

Dijital birikimi kiralama olgusu nispeten ürünleştirmeye daha yakın. Çünkü zaten bu alanda ilk makine öğrenme projeleri sonuç vermeye başladı. Avukattan daha iyi tespit yapan, doktordan daha iyi teşhis koyan yapay zeka yazılımları laboratuvarlardan ticari alana çıkmak üzere. Bir de kiralama modeliyle (teknik tabiriyle AIaaS, Artificial Intelligence as a Service olabilir mesela) paketlendi mi tamamdır. Şimdi soru şu: Türkiye hangi deneyimlerini bu tür bir yapay zeka paketi içinde diğer ülkelere ihraç edebilir? Politikada? Sporda? Sanatta? Bilimde?

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 138 – 16.11.2018)