Bin Misli Hata

Yapay zeka yatırımları insanın doğru ile kavgasını bitirebilir mi?

Avrupa, ABD ve Çin’in gerisinde kalmamak için kolları sıvadı. Şubat ayı içinde Paris’te yapılan zirvede gelecek yıllarda yapay zeka için 150 milyar dolarlık yatırım yapılması konusunda pek çok büyük şirket anlaşmaya vardı. Macron ABD’nin yarım trilyon dolarlık Stargate projesine benzer bir projeye Fransa’nın 109 milyar dolar yatıracağını duyurdu. Bu proje temel olarak yapay zeka sistemlerinin verimli ve hızlı çalışmasını sağlayacak ileri teknoloji veri merkezlerinin kurulmasını hedefliyor.

Avrupa bu yatırım kararlarıyla yapay zeka alanında ABD veya Çin’e yetişemese de olasılıkla farkın açılmasını engelleyecektir. Bu da ekonomik ve siyasi sorunlarla boğuşan kıtanın kendi mütevazı yapay zeka yolculuğu için tatminkar olmasa da bir ilerleme anlamına gelecektir. Türkiye’nin genel hatlarını çizdiği yapay zeka stratejisi de olasılıkla durup durup birden şahlanarak farkı kapatmaya çalışacaktır. Avrupa da sonuçta pek farklı bir şey yapmıyor. Belki tek fark yatıracakları para miktarı.

Türkiye’de hemen her şey çoğunlukla politik söylem üzerinden değerlendirilmekte. İş bilim ya da teknolojiye geldiğinde de pek bir fark yok. Birisi DeepSeek gibi mucizevi bir iş başarmadığı ya da icat çıkarmadığı sürece radara girmeyecektir. Tabii o süreçte her türlü yatırımı kendisi yapması ve kamusal destek talep etmemesi yararına.

Eskiden Türkiye küçük Amerika olacak diye böbürlenilirdi. ABD’nin yeni federal yönetiminin yaptıklarına bakılırsa Türkiye’yi bir simülasyon ortamı gibi değerlendirdikleri bile söylenebilir. Türkiye’de artık kanıksanmış çeşitli süreçler yeni Amerikan yönetiminde “yeni uygulama” olarak gündeme geliyor. En son Musk tek bir kalemde federal kamu harcamalarından milyarlarca dolarlık tasarruf yaptıklarını ilan etti. Medyanın hesap detaylarında bir hata yapmış olduğunu tespit etmesi üzerine (sekiz milyon dolarlık bir kalem tabloya sekiz milyar olarak eklenmiş) bu hata düzeltildi ama ana toplama etkisi değiştirilmedi. Tasarruf yapılan kalem 8 milyon dolarlık bir iş ama ilan edilen toplamda 8 milyarlık tasarruf etkisi yapmış gibi lanse ediliyor. Matematik bilmeyen ortalama bir Amerikalı için ne fark eder? Varsın eğitimli Amerikalı yuh çeksin!

Eskiden matematikte “bir istisna bile fazla” idi. Doğruluk kümenin tamamı için geçerli olmalıydı ya da ona doğru denemezdi. Şimdi doğruluk seçici. Bu seçicilik sadece doğruluk-yanlışlık ile sınırlı da değil. Örneğin liyakat ya da adalet söz konusu olduğunda da seçicilik kendini göstermeye başladı. Kamu otoritesine güvenmeyen bir toplum, yeni bir kanun karşısında tepki gösterebiliyor. Oysa kanunun içeriği incelendiğinde olumsuz ya da dengesiz bir şey olmadığı tespit edilse bile. Peki yine de o toplum neden böyle bir tepki gösteriyor? Cevap seçicilikte. Eğer o kanun herkese uygulanmayacaksa sadece işine gelince tatbik edilecekse bunun demokrasi ile çelişmemesi söz konusu olamayacaktır.

Sosyal medyada en dertli hususların başında örneğin dezenformasyon-mezenformasyon geliyor. Yani halkı bilerek ya da bilmeyerek yanlış içerikle olumsuz yönde tahrik etmek, yönlendirmek. Bu tür yalan-yanlış haber-bilgi yayan kişiler ya da kurumlar belli bir kriter çerçevesinde elekten geçiriliyorsa o zaman böyle bir yasaya sahip olmanın bir anlamı da kalmıyor. O zaman da Musk sekiz milyon yerine sekiz milyar demede sakınca görmüyor!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 462 28.02.2025)

Popüler Etiketler