Çaresizlik Skoru

Dezenformasyon seli cahil bırakıyor!

İkinci cehalet çağındayız! Birey de toplum da bu çağda enformasyon kuraklığından değil, enformasyon selinden mustarip. Ortaçağ kuraklığında bilginin eksikliği geri bırakıyordu. Şimdi ise sel ile gelen pislik (dezenformasyon) aynı etkiyi yapıyor. Bir şeyin doğru mu yanlış mı, gerçek mi gerçek dışı mı olduğunu tespit etmek için zaman ayırmak giderek güçleşiyor! Çünkü “hangi birini araştıracaksın!”

Birey için geriye tek şey kalıyor: Alışkanlıklarına, inançlarına, zevklerine, tercihlerine, fikirlerine göre hüküm vermek! Bu doğru mu? İnancıma uygunsa doğru! Bu gerçek mi? Tercihlerimle örtüşüyorsa gerçek!

Yeni yıl ile birlikte bir sosyal medya sitesinde ismi verilmeyen bir kurye-yemek teslimat firmasına yönelik insanlık-dışı özelliklerin sıralandığı içerik saman alevi gibi büyüdü; tüm dünyada yankı buldu. İçeriği paylaşan sözde o firmada çalışan bir yazılımcı. Süreçleri optimize etmek için kendilerine yaptırılan ve insanlığa sığmayan kimi şeylerden rahatsız olmuş, firmayı isim vermeden ifşa ediyor! Örneğin gecenin bir saatinde birkaç dolarlık bir ücret için teslimat yapmayı kabul eden bir kurye “çaresizlik skoru” denilen bir skorda yüksek puan alıyor. Yani bu kurye o kadar çaresiz ki gecenin o saatinde üç kuruşluk işi kabul etmek durumunda. Çaresizlik skoru yüksek olanlar kategorize ediliyor ve daha çok para kazanmalarının önüne geçilecek şekilde çalıştırılıyor. Bir başka örnekte ise hızlı teslimat diye bir şeyin olmadığı, ama normal teslimatın yavaşlatıldığı itirafı var. Kaliteyi artıracağına, standardı düşür!

Bu sektörün içinde olan, içinde olmasa da çalışma şartlarının zorluğunu bilenler için böyle bir içerik derhal benimsenecek türden! Çünkü bireysel tercih-fikir ile uyuşuyor! Bu tablonun uzağında olanlar ya da teslimatçı değil de örneğin şirket sahibi ya da yöneticisi konumunda olanlar içinse reddedilecek bir içerik! Peki hangisi doğru?

Neyse ki kamu yararına zamanını ayırma konusunda duyarlı medya mensupları var! Bir içerik birkaç yüz bin beğeni aldı diye onu derhal doğru olarak damgalamak yerine örneğin basit bir yapay zeka filtresinden geçirmeyi akıl eden birileri. Sonuç? İçerik yapay zekaya ürettirilmiş. Bir medya mensubu daha da ileri gidip bu içeriği yayınlayan kişi ile temas kuruyor; mesajlaşıyor. Onun gönderdiği güya şirket içi gizli belgeyi inceliyor ve onun da sahte olduğunu tespit ediyor. Köşeye sıkıştığını hisseden kişi kısa sürede sırra kadem basıyor!

Ancak cin şişeden çıkmış durumda! O sahte içeriği beğenmiş yüzbinlerce kişi gidip o medya mensubunun makalesini bulacak, okuyacak ve kendisine sunulan şeyin sahte olduğunu öğrenecek mi? Gerçeği bulacak ve gerçek onu özgürleştirecek mi? Pek olası görünmüyor! Çünkü malum kimsenin vakti yok…

İkinci cehalet döneminde bireyi (ve toplumu) esir alan, onu cahil bırakan, onu köle yapan şey enformasyon kıtlığı değil. Dezenformasyon denilen “yalan bilgi”. Dezenformasyon sel olmuş akıyor, önüne geleni alıp götürüyor! Ülkemizde de başka pek çok ülkede de dezenformasyon ile mücadelede yasal düzenlemeler mevcut. Ama selin hacmi dikkate alındığında bellidir ki bireyin de toplumun da doğruyu yanlıştan, gerçeği sahtesinden ayıracak bilgi-beceriye sahip olması kaçınılmaz!

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 506 23.01.2026)

Popüler Etiketler