Gerçeğin Çay Hali – 2
Sosyal medyada kritik dönüşüm: Kusurlu insan, kusursuz yapay zekaya karşı!
Sosyal medyadaki “idealize edilmiş” hayat paylaşımlarının yerini “günahıyla-sevabıyla gerçek yaşam” kesitlerine bırakmasının özünde ne yatıyor? İdeal hayatlar formu bir anlamda izleyen bireyi çalışmaya-çabalamaya-değişmeye zorluyor ki o hayatlara erişebilsin! Bu da pek çok bireyde psikolojik sorunlar yaratıyor; çünkü istese bile çeşitli nedenlerle ulaşamıyor! Belki de en önemli neden zaman! Sonuçta birey ya sosyal medyadan uzaklaşıyor ya da kendisine-çevresine karşı olumsuz (giderek yıkıcı tepkiler verecek) bir ruh haline dönüşüyor.
Sosyal medya özünde toplumcu olsaydı bu tez güçlü bir şekilde savunulabilirdi. Oysa o da aynı kapitalist b.kun soyundan geliyor. Böyle bir dönüşüm var çünkü giderek yükselen ve sosyal medyayı zayıflatan rakip bir dalga söz konusu: Yapay zeka!
Yapay zeka çağında teknoloji insan gibi üretmeye çalıştıkça, sanki insan da yeniden insan gibi görünmeye çalışıyor. Gerçekliğin manipüle edilmesi boyut değiştiriyor. Eskiden yaşanmışlığın bir izi olarak insan üretimi içerik vardı (fotoğraf, video, metin vb.) ve bu içerik dijital teknolojiler kullanılarak değiştirilip yeniden üretiliyordu. Artık içeriğin kendisini yapay zeka üretiyor! Bir yüz, bir ses, bir konuşma, bir duygu, hatta hiç yaşanmamış bir an birkaç saniye içinde üretilebiliyor. Üstelik giderek daha ikna edici biçimde. Bu sadece teknik bir dönüşüm değil. Gerçeklik kavramının kültürel değerini aşındıran tarihsel bir kırılma anı.
Artık bir görüntünün gerçek olması değil yeterince inandırıcı olması yeterli. Belki de TikTok’un “Reali-TEA” eğilimi tam da bu atmosferin içinden yükseliyor. İnsanların yeniden “ham gerçeklik” arayışına girmesi yalnızca estetik bir tercih değil sentetik hale gelen dijital dünyaya karşı kültürel bir savunma refleksi de olabilir. Yapay zekanın kusursuzluğu demokratikleştirmesine karşı içgüdüsel bir refleks!
İdeal ışık, ideal yüz, ideal beden, ideal ses tonu, ideal duygu yoğunluğu… Bir dönem yalnızca büyük prodüksiyonların üretebildiği bu kusursuzluk örnekleri artık sıradan bireyin parmaklarının ucunda. Kusursuzluk giderek yaygın bir niteliğe dönüştükçe değerini de kaybetmeye başladı. Sanayi toplumunda kusursuzluk arzu edilen (ama çoğunlukla ulaşılamayan) şeydi. Dijital toplumun yapay zekâ evresinde ise kusur yeniden değer kazanıyor. Çünkü hata, ölçüsüzlük, doğaçlama, teknik eksiklik ya da küçük tutarsızlıklar artık insan olmanın kanıtı gibi algılanmaya başlıyor. Tıpkı endüstriyel üretim yaygınlaştıkça “el yapımı” ürünlerin değer kazanması gibi. Artık “Bu doğru mu?” sorusu kadar önemli bir soru daha var: “Bunu gerçekten bir insan mı yaptı?”
Bu değişim sanıldığından daha büyük sonuçlar doğurabilir. Sosyal medyanın ilk evresinde önemli olan şey görünürlüktü. Yapay zekalı sosyal medya evresinde ise insan emeği giderek nadir (ve değerli) hale geliyor. Fakat burada da yeni bir paradoks ortaya çıkıyor. Dijital platform ekonomisi insanlığın bu yeni değerini de hızla metalaştıracaktır. Yakında “yapay olmayan görünme teknikleri”, “otantik his üretimi” ya da “insani kusur tasarımı” profesyonel içerik stratejilerine dönüşebilir. Sosyal medyanın yakın geleceğine gerçekliğin geri dönüşü değil, insanlığın bile optimize edildiği daha karmaşık bir simülasyon evresi damgasını vurabilir. İnsan gibi görünmenin yeni pazarlama estetiği!
Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 529 17.07.2026)

