Suçsuz Bıçak

Algoritma hakkında kurduğumuz cümleler, aslında ne söylediğimizi değil, neyi varsaydığımızı ele veriyor.

Son yıllarda “algoritma” kelimesi gündelik dilde tuhaf bir ağırlık kazandı. Sanki kendi başına niyet taşıyan, karar veren, hatta yargılayan bir varlıktan söz ediyormuşuz gibi kullanılıyor. Oysa çoğu zaman bu kelimeyi kullanırken neyi tarif ettiğimiz belirsiz. Daha da önemlisi, “algoritma” dediğimiz şeyin doğasına dair kabullerimiz, onu nasıl değerlendirdiğimizi-değerlendireceğimizi baştan belirliyor. Yanlış ön kabul bizi yanlış sonuçlara yönlendiriyor.

Bir algoritma, ancak doğru kullanıldığında iş görür. Yanlış kullanıldığında ise zarar verir. Bu yüzden algoritmanın nasıl tasarlandığı kadar, kimin elinde olduğu da önemlidir. Aynı algoritma, bir elde fayda üretirken başka bir elde sorun yaratabilir. Çünkü algoritma, kendi başına bir amaç taşımaz; ondan beklenen amaç doğrultusunda çalışır. Herkes parmağıyla algoritmayı işaret ederek suçlarken, üreticisi perdenin arkasına gizlenmekte.

Algoritmayı suçlamak kolay. Çünkü görünür olan sonuçlardır; süreçler değil. Oysa bir algoritmanın ne yaptığı kadar ne yapması istendiği-beklendiği de belirleyicidir. Eğer bir algoritma hatalı sonuç üretiyorsa, çoğu zaman sorun algoritmanın kendisinde değil, onu kuran akıldadır. Ama biz çoğu zaman sonucu görüp aracı yargılarız. Özellikle de sebep-sonuç ilişkisi kurma konusunda giderek becerisini yitiren (her yaştaki) insan beyni söz konusu olduğunda!

Bir algoritma keskindir. Belirsizlikle değil, tanımlarla çalışır. Bu yüzden karmaşık insan durumlarını basitleştirir. Bu basitleştirme kimi zaman verimlilik getirir, kimi zaman ise adaletsizlik hissi doğurabilir. Ancak burada sorgulanması gereken şey, algoritmanın keskinliği değil, o keskinliğin nerede, nasıl ve ne amaçla kullanıldığıdır.

Algoritma tarafsızdır demek de taraflıdır demek de eksiktir. Algoritma, ona verilen emek ve ondan murat edilen amaç kadar taraflı ya da tarafsızdır. Bu nedenle algoritmayı tartışırken aslında toplumu, karar kültürünü ve güç ilişkilerini de tartışıyor oluruz. Ama tartışmayı çoğu zaman yanlış noktada açarız. Algoritmayı kullananlar şimdiye dek başka araçlar kullanarak kazanım elde edenleri yerinden ediyorsa bunun nedeni algoritma değildir!

Bir algoritma hız kazandırır. Aynı işi daha kısa sürede yapmayı mümkün kılar. Bu yüzden tercih edilir. Ama hız, her zaman iyi bir şey değildir. Hız, sonuç kadar hatayı da hızlandırır. Yanlış bir karar, algoritma sayesinde daha hızlı sonuç verebilir. Burada da suç algoritmada değildir. Daha ziyade hız takıntısı olan insandır asıl sorun!

Algoritmaya güvenmek ya da güvenmemek meselesi de çoğu zaman yanlış çerçevelenir. Çünkü güvenden önce ele alınması gereken bir husus var: Denetim! Denetlenmeyen bir algoritma, sorgulanmayan bir otoriteye dönüşür. Ama bu durum, algoritmanın doğasından değil, bizim onu konumlandırma biçimimizden kaynaklanır. Algoritmanın sahibi otoritesini artırır, tahakküm kurar. Algoritmaya maruz kalanlar ise bundan dert yanar hale gelebilir.

(Algoritma ile ilgili onca bildik şeyi tekrar etmenin amacı ne? Basit bir test! Şimdi sizden ricam yukarıdaki metni yeniden okumanız. Okurken minik bir değişiklik yaparak: “algoritma” kelimesini “bıçak” ile değiştirerek okuyun. Algoritmaya da bıçak kadar aşina olunduğunda sorunu başka yerde aramak gerektiği idrak edilecektir!)

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi; “Dijital Kültür” Köşesi (Sayı 523 05.06.2026)